Sokaklarından Sanat Fışkıran Şehir: Floransa

İlk durağımız Floransa! Söze Floransa’ya hak ettiği zamanı ayıramadığımızı söyleyerek başlayalım. Normalde müzeleri de düşünürsek minimum 2-3 gün ayırmak isteyeceğimiz bir şehir burası. Fakat bu seyahatteki asıl amacımız hızlıca Toskana’nın kırsal bölgelerine ulaşmak olduğu için Floransa’yı daha çok duraklama bölgesi olarak kullandık. Bu kadar yakınından geçecekken durmamak olmaz dedik ve bir gün için uğradık. Totalde 24 saat bile geçirmedik aslında, öğleden sonra varıp bir gece konakladıktan sonra gün doğumunu izleyip yola geri koyulduk.

Madem gün doğumundan konu açıldı, o zaman güne başlamak için müthiş bir öneri ile gelelim. Piazzale Michelangelo gün doğumunu izlemek için harika bir bölge. Gitmişken tepesindeki kilise San Miniato al Monte’ye de uğramayı ihmal etmeyin. Manzarası bir miktar daha yüksekten ve sabahları epey sakin oluyor.

Floransa’daki güzellikleri gözden kaçırmak çok zor. Basit bir turist haritasıyla bile eşsiz güzellikteki tarihi binaları ve meydanları görebileceğiniz, yürüyerek her yeri gezebileceğiniz bir plan yapabilirsiniz. Bizim yaptığımız yürüyüş esnasında bize en etkileyici gelen yerleri aşağıda özetlemeye çalıştık.

Duomo di Firenze: İnanılmaz büyüklükteki katedral insanı şaşkına çeviriyor. O kadar çok detay var ki saatlerce izleyebilecek gibi hissettik. Biz artan döviz kurları ile bu tür aktivitelerde çok daha seçici olmaya başladık ama zamanınız varsa bu katedralin içine girmenizi tavsiye ederiz.

Duomo di Frienze

Ponte Vecchio: Arno nehri üzerinde yer alan köprü Floransa’nın en eski köprüsüymüş ve 966’da yapıldığı tahmin ediliyor. 2. Dünya savaşı ve türlü sellerden bir şekilde sağ çıkıp restore edilen köprüde hala kuyumcu dükkanları var.

Arno Nehri: Ponte Vecchio’nun da üzerinde yer aldığı Arno nehri kıyısında gezinerek keyifli zaman geçirebilirsinz. Özellikle gün batımı esnasında tam bir görsel şölene dönüşüyor.

Palazzo Vecchio: Tarihi hükümet binalarından biri olan bu yapı şehrin sembollerinden biri. Michelangelo’nun David heykelinin kopyası da önünde duruyor. Gerçeği 1873’te hasar görmemesi adına buradan taşınmış. Kendisine görmek isterseniz Accademia Gallery müzesine gitmeniz gerekiyor. Palazzo Vecchio’ya da ayrı bir giriş var. Bizim girme şansımız olmadı ama Floransa’nın en keyifli müzelerinden biri olduğu söyleniyor.

Palazzo Vecchio

Loggia Dei Lanzi: Ücretsiz bir açık hava müzesini andıran bu bölgenin birkaç ismi var. Biz farklı yerler olduğunu sanıp küçük bir kafa karışıklığı yaşamıştık. Loggia della Signoria ya da Loggia dell’Orcagna isimlerini görürseniz aynı yerden bahsettiğini anlayabilirsiniz. 24 saat açık bu alanda antik ve rönesans dönemine ait eserler görebilirsiniz.

Biz genelde Arno nehri ya da Piazzale Michelangelo gibi müthiş manzaraları yerlerde piknik tarzı yemekler yedik.

Piknik için manavdan alışveriş yaparken

Fakat akşamımızı güzel bir yerde değerlendirmek istedik ve eski bir aile restoranı olan Il Latini’yi tercih ettik. Kendi şaraplarını üreten restoranda Floransa yemeklerinin keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz. Erken gitmenizde ya da rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

IL LATINI

Müzelerden tek bir yere şans verecekseniz biz Ufizzi olmasını öneririz. Mutlaka ama mutlaka online bilet alın, inanılmaz bir sıra oluyor. Bilet sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Bizim gidemediğimiz ama araştırmalarımızdan önerebileceğimiz yerler:

Piazza Santo Spirito kafelerinde takılmak için keyifli bir bölgeye benziyor, bahçe gezintileri içinse Boboli Gardens ve Bardini Museum and Garden’ı not almıştık.

Bütçe ayırırsanız gidebileceğiniz çok güzel restoran ve kokteyl barlar var. Bizim araştırmalarımızdan çıkardığımız bazı isimler şöyleydi:

  • Konnubio
  • 4 leoni
  • La Ménagère
  • Gusta Pizza
  • Volume (Kokteyl)
  • Cafè Cabiria

Gidenler fotoğraf göndermeyi ihmal etmesin! İyi seyahatler!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir