Londra’da Keşfettiğimiz, Tadı Damağımızda Kalan Yerler

Londra’nın kalbimizdeki yeri bir ayrı! Birkaç yakın arkadaşımızın orada yaşıyor olmasının da bunda payı var. Onlar sayesinde daha çok lokallerin bildiği yerleri keşfetme imkanımız da oluyor. Şanslıyızki hem iş, hem de arkadaş ziyaretleri için yılda birkaç kez Londra’ya yolumuz düşüyor ve her defasında birbirinden güzel anılarla dönüyoruz.

Londra’ya gerçekleştirdiğimiz bu seyahatlerde öğrendiklerimizi sizlerle de paylaşmak amacıyla daha önce bir Londra ipuçları videosu çekmiştik, dilerseniz ona da göz atabilirsiniz.

Bize göre Londra sadece müzelerini, tarihi yerlerini ya da çok bilinen bölgelerini gezdiğiniz bir şehir değil. Her sokağında görmeye değer birşeyler olan, şehri sonuna kadar yaşamanız gereken yerlerden burası. Neredeyse her mahallede yapacak ilgi çekici bir etkinlik var. Open mic dedikleri açık mikrofon (sitkom) etkinliklerinden tutun, jazz müzik eşliğinde burger yiyebileceğiniz publara (barlara) ya da canlı müzik yapan şık restoranlara kadar birçok farklı seçenek bulmak mümkün. O nedenle biz de Londra’da gün gün neler yapılırdan çok, gittiğimiz yerlerden hangilerinde aklımız kaldı ve her gittiğimizde tekrar tekrar kapılarına sürüklendik biraz bunlardan bahsetmek istedik.

Londra’ya her gittiğimizde türlü nedenlerden farklı bir ruh haline bürünüyoruz. O yüzden önerilerimizi de bu farklı ruh hallerine uygun olarak birkaç bölümde sunuyoruz.

Güzel bir bira eşliğinde yemek yiyelim modu:

Blues Kitchen: Camden, Brixton ve Shoreditch olmak üzere 3 şubeleri var. Biz genelde Shoreditch bölgesinde kalmayı tercih ettiğimiz için bu bölgedeki şubelerini sık sık ziyaret ediyoruz. Akşam gidecekseniz mutlaka yemek için rezervasyon yaptırmanızı öneririz. Canlı müzik seçenekleri için de sitelerine göz atabilirsiniz.

Hoxton Grill: Londra farklı ülkelerden gelen lezzetlerin en iyi şekilde sunulduğu şehirlerden biri. O yüzden biz de zaman zaman içimizdeki New York hasretini bir nebze olsun burada gideriyoruz. Hem yemekleri hem de “American Diner” konsepti ile döşenmiş iç dizaynı ile her gittiğimizde bizi mutlu eden mekanlardan bir tanesi.

Flat Iron: Birkaç yerde şubesi olan Flat Iron, daha uygun fiyata lezzetli steak (et) yiyebileceğiniz alternatiflerden bir tanesi. Birbirinden lezzetli yan yiyeceklerle de masanızı bir ziyafete çevirebilirsiniz. Üstelik bazı günler akşam 19.00’dan sonra odun/kömür ateşinde yavaş yavaş pişmiş farklı et seçenekleri de sunuyorlar. Denemenizi tavsiye ederiz.

Dishoom: Biz Hint yemeğine bayılıyoruz. Daha önce bir şekilde deneme fırsatınız olmadıysa buranın en doğru adres olduğunu söyleyebiliriz. Menüdeki herşeyin tadının güzel olduğu inanılmaz bir yer. Bazen kapısında uzun kuyruklar olabiliyor. O yüzden fırsatınız varsa öğlen gitmenizi tavsiye ederiz.

Meat Mission: Hoxton Market’ta yer alan bu bar oldukça eğlenceli bir konsepte sahip. Oldukça acı kombo bir menüleri var, bu menüyü en kısa zamanda yiyen insanlara farklı ödüller veriyorlar. Mekanın ortasında kocaman bir tabloda isimler ve yeme süreleri yazıyor. Kendinize güveniyorsanız deneyebilirsiniz!

Arkadaşlarla buluşma modu:

Pub On The Park: London Fields yakınlarında yer alan bu açık hava pub, parka bakan geniş balkonu ile bahar ve yaz aylarının vazgeçilmezi. Haftasonları DJ performansları da oluyor. Arkadaşlarınızla açık havada eğlenceli vakit geçirmek ve güzel havanın keyfini çıkarmak isterseniz aradığınız yer burası.

Worship Street Whistling Shop: Biliyorsunuz Londra gin’in ana vatanı. Burası sadece farklı ginler değil, ayrıca türlü tonikler de tadabileceğiniz çok keyifli bir mekan. Yüzlerce çeşit gin ve beraber servis ettikleri tonik seçenekleri mevcut, üstelik her serviste özellikleri hakkında bilgiler de veriyorlar. İç tasarımı da bir o kadar eğlenceli. Arkadaşlarınızla birkaç kokteyl eşliğinde sohbet etmek ve gin hakkında yeni şeyler öğrenmek isterseniz doğru adrestesiniz.

Princess of Shoreditch: Farklı bira çeşitleri ve türlü bar yemekleri ile tam bir buluşma noktası. Yemek seçenekleri de mevcut ama biz genelde ekşi maya ekmekleri, şarküteri tabağı ve lezzetli zeytinleri eşliğinde içkilerimizin ve harika sohbetin keyfini çıkarıyoruz.

The Holly Bush: Hampstead’de yer alan bu pub 1790 yılında yapılmış ve o günden bu güne yüzlerce insanın buluşma noktası olmuş. Soğuk kış günlerinde sıcak şarap ya da apple cider (bir tür elma aromalı alkollü içecek) içerek içinizi ısıtabilirsiniz. Üstelik Londra’nın ünlü tuzlu tartlarından da denemek için harika bir nokta.

Cat&Mutton: Bu pub’da Hawaii’de denediğimiz ve en sevdiğimiz bira olan Longboard Lager fıçı olarak servis ediliyor. O yüzden gittiğimiz günden beri kalbimizde ayrı bir yer kazandı. Siz de binlerce kilometre gitmeden Hawaii biraları tatmak isterseniz mutlaka uğrayın deriz.

Biraz da Londra şıklığını mı yaşasak modu:

Millie’s Lounge: The Ned Hotel, 1924 yılında açılmış görkemli bir bankadan dönüştürülmüş, tarihe dokuya sahip harika bir otel. Hotel içinde birbirinden şık birçok mekan yer alıyor. Biz bu mekanlardan Millie’s Lounge’a gittik ve hayran kaldık. Great Gatsby filminden fırlamış atmosferi insanı adete büyülüyor. Günün her saati ziyaret edebileceğiniz bu mekanda canlı müzik etkinlikleri de oluyor.

Hakkasan: Şık bir Çin restoranı olan Hakkasan’ın da Londra içinde birkaç şubesi var. Bizim Mayfair’dekini deneme şansımız olmuştu. Asya mutfağının en lezzetli öğelerini içeren menüsü gerçekten akılları baştan alan cinsten.

Tramshed: Diğer sunduğumuz seçeneklere göre daha rahat bir yer olmasına rağmen hala gidip mükemmel şaraplar, et ve tavuk seçeneklerini değerlendirebileceğiniz güzel bir restoran burası. Özellikle bütün şekilde pişirilen ve servis edilen Roast Chicken’ı denemenizi tavsiye ederiz.

Peki ya kahvaltı modu?:

The Breakfast Club: Burası tam bir klasik ama insan söylemeden edemiyor. Kesinlikle İngiliz kahvaltısı yemeden dönmeyin deriz.

Ozone Coffee Roasters: Son dönemlerin favori brunch yeri. Menüde çok fazla seçenek yok ama her sunulan yemek tamamen organik ve rahatlıkla görebildiğiniz, restoranın ortasındaki açık bir mutfakta yapılıyor. Yemeğinizin hazırlanışını izlemek insanı daha çok acıktırıyor. Kahveleri ise sizi tekrar tekrar kapısına sürüklemeye yeter cinsten.

Blixen: Son olarak dekoruna aşık olduğumuz Blixen’ın da lezzetli pancake’lerini denemenizi öneririz. Kahvaltı için farklı bir yer ararsanız, burası botanik bahçesine benzer tasarımı ile tam size göre.

Blixen

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir