Kauai’de Hayallerimizi Yaşadık!

Kauai, bizim Hawaii adalarından en çok gitmek istediğimizdi. Volkanik adalar ne kadar yaşlanırsa yer yüzü çeşitliliği de o kadar artıyor. Bu ada, dağlarındaki dev şelaleleri, muhteşem yer yüzü şekilleri, yemyeşil doğası ve sörf hayatı ile bizi Hawaii konusunda motive eden yegane lokasyondu. O nedenle, gezimizde onu sona saklayarak keyfini doya doya çıkarmak istedik.

İlk günü genelde seyahatlerimizde keşife ayırırız, burada da benzer şekilde adanın keyfini çıkardık. Birbirinden güzel yemekler yiyip gün batımında dev dalgalarda sörf dersi aldık. Ne yazık ki bu günden çok fazla fotoğraf yok. Zira ders esnasında bacağıma iki adet tropikal deniz anası yapıştı. Deneyimli sörfçüler sirkeleri ile yardımımıza koşmasaydı halimiz ne olurdu bilmiyoruz. İzleri 1 haftadan uzun süre geçmedi ama yine de keyfimizi kaçırmaya yetmedi.

İkinci gün ise en çok görmek istediğimiz yerlerden biri olan Napali Coast için bot turu ayarlamıştık ki yapacağımız inanılmaz yürüyüş/trekking yolları için önceden bir fikir sahibi olalım. Sabahın ilk saatlerinde başlayıp öğlene kadar süren bu turda ada tarihi hakkında da birçok bilgi öğrendik.

Tüm bot yolculuğumuzda bize yunuslar eşlik ederek Big Island’daki yunus hayal kırıklığımızı silip götürdü.

Ertesi gün ise erkenden uyanıp aynı sahili tepeden görebildiğiniz, kimselerin bilmediği bir yürüyüş yolunu keşfettik. Bu yolu uzun araştırmalar sonucunda bulduğumuz, bize de “Trail of Us” ismi konusunda ilham veren bir rehber ile yürüdük. Rehberimizin ismi Jeremiah’dı, Kauai Hiking Tours ismi ile Instagram’dan ulaşabilirsiniz. Trail isminin hem yol, hem de iz anlamına gelişini açıkladığında çok etkilenmiştik. Göz atmak isterseniz video aşağıda:

Gerçekten hayat değiştiren bir deneyim oldu bizim için. Dünya’nın ve doğanın ne kadar güzel bir yer olduğunu bir kez daha hatırlattı. 

Artık inandığımız şeyler için de daha aşkla çalışmaya karar verdik. Yaşadığımız deneyim aynı zamanda bu platform için de bize güç verdi. Daha fazla insanın burayı görmesini istedik ve bu deneyimleri anlatmak istedik.

Ertesi günse normal şartlarda 3 gün süren dünyaca ünlü Kalalau Trail’ının ilk etabını yürümek için sabah erkenden yola koyulduk. İsminden de anlayabileceğiniz gibi denizden ve tepeden gördüğümüz Kalalau bölgesine ulaşmanızı sağlayan bir yürüyüş yolu burası. 3 günlük yolu yürüyenler Kalalau Beach isimli sadece bu yolla ya da deniz yolu ile ulaşılabilen gizli bir sahile ulaşıyorlar. Aylar öncesinde biten başvurular ile devletten izin alarak çok az sayıda kişi ile burada kamp kurabiliyorsunuz. İnanılmaz bir deneyim!

Yol oldukça zorlu, bol çamurlu ve inişli çıkışlı bir arazi. Ancak manzara o kadar iyi ki, hiç düşünmeden ormanın içine doğru yürümeye devam ediyorsunuz.

Biz ilk etabı bitirdikten sonra hızımızı alamayıp şimdiye kadar gördüğümüz en güzel şelale olan Hanakapiai Falls’a devam ettik. Bu etap çok daha zorluydu, üstelik dönüş yolunda yağmur yağarsa yükselen sular nedeniyle mahsur kalabiliyorsunuz. Hava durumunu kontrol edip hızlı adımlarla yola koyulduk.

Ulaştığımızda aldığımız tüm riske ve çileye değen bir manzara karşıladı bizi. 100 metre yüksekliğindeki şelale eteğinde öğle yemeğimizi yiyip buz gibi sularında yüzerek çamurlarımızdan arındık.

Tüm yolu geri döndüğümüzde tükenmiştik ama aklımızda tek bir şey vardı. 5 sene içinde Kauai’ye geri dönüp 3 günlük Kalalau Trail’ini bitirmek ve Kalalau Beach’de kamp kurmak… Birbirimize söz vererek, kutlama için birer bira içmeye gittik.

Hanakapiai Beach

Kauai’deki son günümüzde, gücümüzü yeniden toplamak için Kauai Juice Bar’dan aldığımız türlü içeriklerle sahilde saatlerce kitap okuduk, dalgalarla oynadık. Güne renk katan anlardan biri de Hula dansı öğrenmek için katıldığım özel dersti.

Ertesi gün sabah Honolulu’daki son günümüz için yola koyulduk. Kauai tartışmasız ayrılırken en çok zorlandığımız ada oldu.

2 comments

    1. Çok teşekkürler Cansın! Hepimiz bol bol yeni yerler keşfedelim, yeni şeyler deneyimleyelim. Kendine çok iyi bak!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir