Dünya’ya Bir Kez Daha Gelirsek Sörfçü Olmak İstiyoruz!

Sanırım başlık, “sörf yapmaya çalışma” deneyimimizi ne kadar çok sevdiğimizi özetliyor. Farklı ülkelere gitmenin en güzel yanı, o ülkede yaşayan insanların nasıl yaşadığını, neye spor, neye yemek ya da sıradan gözüyle baktıklarını deneyimleyebilmek.

Hawaii’de insanlar gerçekten “ada tarzı” dedikleri bir yaşam sürüyorlar. Birçok kahvaltı ve kahve mekanı sabah 6’da, gün doğumunda sörf yapmak için uyanmış sörfçülere kapılarını açıyor. İnsanlar sabah sporu olarak işlerine gitmeden önce sörf yapabiliyor. Gece dolunay varsa gece sörf aktiviteleri düzenliyorlar. Herkes bildiğimiz şehirlerde yaşayan insanlardan, daha sakin, saygılı ve sağlıklı gözüküyor. Sabah insanlar ellerinde sörf tahtaları karşıdan karşıya geçerken birbirlerine selam veriyor, güzel dalgalar yakalayabilmeleri için şans diliyor, gün içinde hava durumundan çok, dalga durumu konuşuluyor.

Bize insanların bu hali, sadece güneş, kum ve okyanusun rahatlığından gelen bir şey değil, gerçekten sörf kültürünün bir parçası gibi geldi. Çünkü suya girmeden önce sörfün sadece çılgın dalgalar yakalamaktan ibaret olduğunu sanıyorduk. Ancak sörfün büyük bir kısmı paddling dedikleri, kıyıdan dalgaların kırıldığı doğru noktaya ulaşmanızı sağlayan kol ile kürek çekme aktivitesinden oluşuyor.

Paddling

Özellikle büyük dalgalı sahillerde bu işin hiç de kolay olmadığını söyleyebiliriz. Elbette ki profesyonel sörfçülerin bu dalgalarla savaşmak için birçok kullandığı taktik var. Fakat herkesin bir zamanlar yaptığı sporda amatör olduğu düşünülürse paddling’in zorluğunun onlara birşeyler öğrettiğini düşünüyoruz. Bizce insanlar güzel bir dalga yakalamak için sabırlı olmaları gerektiğini, emek vermek gerektiğini öğrendiklerinde hayatlarına da bunu yansıtmışlar. Okyanusa saygı duydukça doğaya, çevrelerine ve insanlara da daha saygılı davranmaları gerektiğini anlamışlar. Doğada birçok şeyin onların elinde olmadığını farketmişler ve iyi bir dalga yakaladıklarında şükretmeyi, anı yaşamayı ve eğlenmeyi başarmışlar.

Biz 2 günlük sörf denemelerimizde bu duygu sellerini minik minik vücudumuzda hissettik ve sörfçülere büyük saygı duyduk. Sanılanın aksine bu insanlar işsiz hippilerden değil, tam tersine tutku dolu insanlardan oluşuyor.

Ders için herhangi bir sörf mağazasına girip bakınmanız yeterli. Genelde ilanlar oluyor, yoksa da mağaza çalışanlarına sorabilirsiniz. Biz ilk dersimizi Kauai’de Hanalei Bay’de yer alan bir mağazadan ayarladık. Dersimizi de Rock Quarry Beach’te aldık. Önce karada ufak bir teorik bilgi konuşuluyor. Sonra da büyük hızla denemelere başlıyorsunuz.

Ne yazık ki ilk sörf denememizden foto koyamıyoruz. Dersin okyanustaki 15. dakikasında bacağıma 2 adet tropikal deniz anası yapıştı. Halihazırda konuya hakim sörfçüler hızlıca sirke ile müdahale etmese halimiz ne olurdu bilemiyoruz, o andaki yardımlaşma da bize birçok şey öğretti.

Yaşanan kazadan sonra derse kaldığımız yerden devam etmek için hocamız çok ısrar etti. Onun sayesinde yeniden dönüp çok keyifli dakikalar yaşadık, kötü anıları silip evimize keyifli şekilde döndük. Sörf yapmak o kadar çok hoşumuza gitti ki Waikiki’de geçireceğimiz son günde de erkenden kalkıp sahile gidip sahilde yer alan mağazalardan sörf tahtalarımızı kiraladık ve kendimizi sulara attık.

Keyif almak için çok profesyonel olmanıza gerek yok. Ayağa kalkma mantığını ve ne zaman kalman gerektiğini anlayınca eğlence başlıyor. Çılgın hareketler yapamasanız da sadece ayakta durmak bile büyük zevk veriyor. 

Bu tahtalar Hawaii’de oldukça ünlü olan longboard sörf tahtaları.

Çok düşmeli, pek eğlenceli videomuza göz atmak isterseniz diye onu da şuraya bırakıyoruz.

Ek bilgi: Tahta üzerinden kaymamak için güneş kremi sürdürmüyor hocalar. Bu durumda önerimiz; ya birkaç saat önceden kremi sürmeniz ya da uzun kollu koruyucu wet suitlerden kullanmanız. Biz akşam üstü yapmamıza rağmen iyi yanmıştık, aklınızda olsun.

Aloha!

2 comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir