Tabloyu andıran Val d’Orcia

Unesco Dünya mirasları arasında yer alan Val d’Orcia, Toskana’da bizi en çok heyecanlandıran, en çok gitmek istediğimiz yerdi. Gladyatör filminden de hatırladığımız buğday tarlaları ile kaplı tepeleri görmek için sabırsızlanıyorduk. Hem yeşil hallerini görebilmek, hem de kalabalığı biraz olsun atlatabilmek için bahar aylarında plan yapmayı tercih ettik. Siena’dan, kalacağımız bölge Monticchello’ya gidiş rotamızı, merak ettiğimiz minik şehirleri görebileceğimiz şekilde oluşturduk. 

Monticchiello

İlk durağımız Montepulciano’ydu. Sabah erken saatlerde geldiğimiz için ortalık epey sakindi.

Uzun süre muhteşem manzaraya karşı oturduk ve şehrin sokaklarında dolaşarak keyfini çıkardık.

Torre di Pulcinella (saat kulesi) şehrin simgelerinden biri olarak sayılıyor. Piazza Grande, Duomo’nun de yer aldığı ana meydanı oluşturuyor. Büyük bir yer olmadığı için tarihi yerleri kaçırmanız mümkün değil, şehri tabelalarla rahatça gezebilirsiniz. Dilerseniz mini bir turist treni ile istediğiniz yerde inip binmeli geniş bir şehir turu da yapabilirsiniz. Biz yürüyerek gezmeyi tercih ettik.

Biz erken gittiğimiz için bu şehirde yemeğe zaman ayıramadık ama araştırmalarımız sonunda not aldığımız iki yer vardı. Sizin ihtiyacınız olursa diye paylaşıyoruz. Panaromik manzarası ile Osteria Del Borgo ve etleri ile ünlü Osteria Acquacheta.

Montepulciano da dahil nerdeyse tüm Val d’Orcia şehirleri minik tepelerin üzerine kurulmuş. O yüzden şehir duvarlarına yaklaştıkça inanılmaz manzaralarla karşılaşıyorsunuz.

Pienza

İkinci durağımız Pienza da benzer şekilde manzarası ile gönlümüzü çaldı. Bu kez manzaraya karşı keyif yapabileceğiniz bir cafe de var ismi: Symposium.

Symposium, Pienza

Burası bize yeme içme açısından daha zengin bir yer gibi geldi.  O yüzden rotanızda öğlen yemeğinizi Pienza’ya ayırabilirsiniz. Öneri olarak harika paninileri, peynir ya da şarküteri tabakları için Baccano Il Panino Toscano’yu öneririz. İnanılmaz lezzetliydi ve bütçe olarak da nispeten daha uygundu.

Eski ismi Corsignano olan Pienza 9. yüzyılda kurulmuş ve 15. yüzyılda papa tarafından rönesans tarzına göre yeniden inşa edilmiş. Şehir hala tarihi dokuyu inanılmaz şekilde yansıtıyor. Gerçekten büyüleyici!

Üçüncü durağımız San Quirico D’Orcia bölgesi oldu. En az şehirlerin kendisi kadar yollarda da zaman geçirdik. Pienza’dan buraya kadar olan yol eşsiz bir güzellikte, o yüzden yolda bol bol durmaya hazır olun. Söylenen göre Gladyatör filmi de ağırlıklı olarak bu bölgede çekilmiş.

Aslında uğradığımız şehirler birçok açıdan benzer. Hepsinde tarihi kliseler ve binalar, eşsiz manzaralar ve zaman geçirebileceğiniz büyük meydanlar var.

San Quirico D’Orcia

Burada ek olarak simetrik şekilde tasarlanmış bir de bahçe var. Horti Leonini ismiyle geçen 1561’de tasarlanmış bahçe, fotoğraf çekmek için de güzel bir lokasyon.

Val d’Orcia sıcak su kaynakları açısından da oldukça zengin bir bölge. O nedenle her yerde eski zamanlarda banyo yapmak için kullanılan doğal sıcak su havuzları bulunuyor. Bunlardan biri Bagno Vignoni da bu bölgede yer alıyor. Zaman ayırmak isterseniz aklınızda olsun.

Biz yine bu bölgede yemek için zamanımız olmadı ama notlarımızda La Bottega di Cacio vardı. Peynir ve şarküteri tabakları ünlü bir yer.

Biz bir güne 3 şehir sığdırdık ve hepsinde doya doya zaman geçirdik. Ertesi gün turumuza Montalcino ile başladık. Şarapları ile son derece ünlü bir yer. En iyi şarabı da Brunello di Montalcino, Rosso di Montalcino da daha uygun fiyatlı lezzetler arayanlar için güzel bir seçenek. Şaraplarının 15. yüzyıldan beri ünlü olduğunu da söylemeden geçemeyeceğiz.

Girişinde yer alan kaleye mutlaka zaman ayırın. Aynı zamanda keyifli zaman geçirebileceğiniz saat kulesi olan güzel bir meydanı da var. Ne yazık ki Montalcino’da çok gezinme ve fotoğraf çekme imkanımız olmadı, yoğun bir sağnağa yakalanıp apar topar üzerimizi değiştirmek için kaldığımız bölgeye geri döndük.

Zamanınız varsa Montalcino’nun az dışında Mate Winery’de şarap tadımı da yapabilirsiniz.

Biz kalmak için Monticchiello’yu tercih ettik. Bunun en büyük nedeni bulduğumuz Airbnb eviydi. Podere Rigopesci ismi ile geçen bu tatlı Airbnb evi, ana evin arka bahçesinde yer alan ek bir binadan oluşuyor. Totalde 3 banyolu oda var. Aynı otel konforunda bir hizmet sunuyorlar ama fark yaratan kısmı sabah kahvaltıyı ev sahibi İtalyan teyze hazırlıyor. Uzun bir masada diğer konuklarla beraber keyifle, dolu dolu bir kahvaltı yapıyorsunuz. Gerçek bir İtalya deneyimi!

Podere Rigopesci

İnternete Val d’Orcia yazdığınızda çıkan bazı fotoğraflar da bu bölgeye ait. Gerçekten çok ama çok güzel!

Şehir o kadar küçük ki sadece 2 restoran vardı. İkisi de Osteria La Porta’ya bağlı ve aynı menüyü servis ediyorlar. Ancak manzarası için mutlaka La Porta’yı tercih etmenizi öneririz. Rezervasyon şart, aksi halde yer bulmak çok zor.

Biz rüzgarla dans eden tepeleri izlemeye doyamadan, kalbimizin bir kısmını Val d’Orcia’da bırakarak Cinque Terre’ye doğru yola çıktık.

0

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir