Prag’da Hafta Sonu Kaçamağı

Prag ilk defa yurt dışına çıkacaklar için oldukça uygun bir şehir. Euro kullanmıyor olması ekonomik açıdan büyük avantaj sağlıyor. Güzel yemekler, yürüme mesafesinde gezilecek yerler ve bozulmamış tarihi görüntüsüyle birçok açıdan oldukça tatmin edici bir seçenek. Üstelik sadece hafta sonu kaçamağı için bile tercih edilebilir.

Park Letna

Biz Prag gezisine marka iş birliğiyle gittiğimiz için şehrin dışında bir yerde konaklamak durumunda kaldık. Fakat seçme şansımız olsa old town denen şehrin merkezinde ya da yakınlarında konaklamayı tercih ederdik. Böylece gün boyu istediğimiz saatte dinlenip, istediğimiz saatte yürüme mesafesindeki tarihi yerleri keşfetme şansımız olurdu. Yoğun programlı seyahatlerde, otel konumunun şehirden alınan keyfi oldukça arttırdığına inanıyoruz.

İlk gün, yürüyerek şehrin ünlü noktalarından birçoğuna uğradığımız bir rota yaptık ve çok keyif aldık. Rotamız:

  • Prag Kalesi: Rotamıza tepede olan konumu ile Prag Kalesi’nden başladık. Hemen Prag Kalesi yakınında yer alan 4 tarihi yeri gezebileceğimiz bir bilet satın alarak rotamıza devam ettik. Biletleri, ilk durağımız olan St Vito Katedrali’nin karşısındaki bilet satış ofisinden aldık.
  • St Vito Katedrali: Prag’ın en önemli ve en büyük katedralinin inşaası 1344 yıllarında başlamış. İçerisi harika vitraylarla ve gotik motiflerle dolu.
  • Old Royal Palace: Prag kalesinin bir parçası olarak inşaa edilmiş binanın tarihi 12 yy’a kadar dayanıyor. İçeride devlet işlerinin konuşulduğu odaları, seremoniler için özel salonları ve yaşam alanlarını görebilirsiniz.
  • St George Basilica: Prag’ın ayakta kalmış en eski kilisesinin tarihi 920 yıllarına kadar dayanıyor. Bunca yıl bu denli korunmuş olmasına insan şaşırmadan edemiyor.
  • Golden Lane: Kafka’nın da bir süre yaşadığı minik konutlardan oluşan, oldukça fotojenik bir sokak. Zamanında saraya hizmet edenlerin, kuyumcuların, zanaatkarların yaşadığı bir bölgeymiş. Evler orjinaline uygun şekilde korunmuş. Evleri gezmek zamanda yolculuk yapma hissiyatı oluşturuyor.
  • Vltva Nehri: Golden Lane’den çıktıktan sonra kuğuları ve St Charles Köprüsü manzarasıyla ünlü Vltva Nehri kenarında küçük bir yürüyüş yaptık. Kafka Müzesi yakınında nehir kenarında kuğularla fotoğraf çekebileceğiniz güzel bir nokta da var.
Lake Vltva
  • Kafka Müzesi: Yeterli zamanı olanlar için güzel bir müze alternatifi. Biz ne yazık ki saat olarak giriş zamanlarını tutturamadığımız için sadece bahçesini ziyaret etmekle yetindik. Kafka Müzesi yanında Prag’ın ünlü kurabiyelerinden yiyebileceğiniz Pernikovy Panacek adlı müthiş bir kurabiye dükkanı var. Hindistan cevizli ve kahveli olanları tatmadan dönmeyin!
  • St Charles Köprüsü: Şehrin ana sembollerinden biri olan köprü, havanın açık olduğu günlerde, hemen köprü kulesinin arkasından doğan gün doğumlarıyla ünlü. 

Gün boyu kalabalıktan yürünmeyen köprüde güzel fotoğraflar çekilmek isterseniz gün doğumunda ziyaret etmenizi öneririz.

  • Astronomical Tower: Kendine hayran bırakan görüntüsüyle old town’ın merkezinde bulunan saat,  1410 yılında inşa edilmiş. Dünyanın en eski üçüncü saati ve çalışır durumda olan en eski saati olması insanı hayrete düşürüyor. Bir başka özelliği ise ayın ve güneşin mevcut zaman dilimine göre dünya etrafındaki konumunu gösteriyor olması. 
Astronomical Tower, Orloj

Yılbaşı zamanı giderseniz burada dev bir noel pazarı (Christmass Market) kuruyorlar. Gün boyu sıcak şarap, sıcak çikolata, bira vb içecekler tüketebilir, farklı sokak yiyeceklerinden tadabilirsiniz.

Bizim favorimiz şehrin her yerinde büyük bir popülerliğe sahip sokak tatlısı Tredelnik oldu. Genelde sokakta yer alan standlarda satılan tatlıyı birkaç yerde yedik. Trdlo en beğendiğimiz yer oldu.

İkinci gün ise Park Letna’da kısa bir yürüyüş sonrasında şehrin farklı yerlerindeki birbirinden güzel cafelerde zaman geçirdik.

Öğle yemeği için Einstein, Kafka gibi isimlerin sıklıkla zaman geçirdiği Cafe Louvre’u tercih ettik. Kapısında bir miktar sıra olabiliyor ama eski dönemlere mini bir kaçamak yapmak isterseniz. Hem lezzetli, hem de tarihi bir lokasyon olan Cafe Louvre doğru bir seçim.

Mini bir yürüyüş ardından sıcak bir mola için Artisan Cafe harika bir seçenek. Prag’a özel olduğunu söyledikleri honey cake bizi tam kalbimizden vurdu. Farklı bitki çaylarıyla da molamıza keyif kattılar.

Gece yemek içinse Beef Bar’ı tercih ettik. Şarküteri ve et restoranı olan mekan hem güzel ambiyansı, hem de uygun fiyata lezzetli seçenekleriyle bizden tam puan aldı. Kahvaltı için de bir mekan önermemiz gerekirse If Cafe tartışmasız ilk tercihimiz olacaktır. Sağlıklı seçenekleri ve birbirinden lezzetli kahveleriyle birden fazla lokasyonda faliyet gösteriyorlar. Biz Ostrov Kampa bölgesinde yer alanı terich ettik ve çok da memnun kaldık. 

Prag’a gelmişken mutlaka National Theatre’da bale ya da opera izlemenizi tavsiye ederiz. Biz gittiğimizde noel zamanı olduğu için Fındıkkıran Balesi’nin noel versiyonu vardı. Fakat biletler tamamen bitmişti. Onun yerine opera tercih etmek durumunda kaldık. Buradan etkinliklere bakıp önden biletlerinizi ayırtabilirsiniz.

Prag’da ulaşım oldukça kolay. Bizim otelimiz şehir dışında olduğu için 3 günlük bir bilet satın aldık. Metro, otobüs ve tramvay vb aklınıza gelen tüm şehir içi ulaşım araçlarında geçen bu bilet sayesinde gün boyu istediğimiz yere sınırsız sayıda ulaşım aracı kullanarak ulaşabildik.

Prag’a bir de canlı canlı göz atmak isterseniz diye YouTube videomuzu da buraya bırakıyoruz.

Umarız verdiğimiz bilgiler işe yarar ve rüya gibi bir seyahat olur!

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir